Türkiye'de mikrofinans var mı

Etki yatırımının önemli yatırım ürünlerinden biri mikrofinans. Peki Türkiye'de durumu nedir? Mikrofinans nedir? Türkiye'de mikrofinans kuruluşu var mıdır? Mikrofinans sağladığını söyleyenler ne demek istiyor?




Mikrofinans kalkınma ekonomisinden doğmuş. 'Finansal kaynaklara erişim' (access to finance)/ 'finansal içerilme' (financial inclusion) temalarından gelir. Bazı grupların finansal sistem içerisinde yer almadığı ya da isteyip de finansmana erişemediği bir 'asimetri' veya 'gelişmeye mahkum' bir durumdan bahseder ve bu 'problemi' çözmeyi hedefler.


Bu gruplar kimler? Her ülkede farklı olabileceği gibi genellikle kadınlar, çiftçiler, köy ve kasabada yaşayanlar, küçük işletme hatta kobi'ler finansal sisteme erişimde zorluk çekiyor der. Yeni yeni göçmenler de katılıyor bu diskura.


Peki erişememe durumu nasıl görülür? Bu grupların, toplam nüfusa sayısal oranı veya ekonomiye katkı oranına bakılır. Örneğin Türkiye'de tüm işletmelerin %99.9'u kobilerden oluşuyor. Finansman verisi olarak bankacılık sistemindeki tüm kredilerden aldığı paya bakılır. Örneğin kobilere sağlanan kredi oranı %23. Veya genel olarak ülkedeki hanehalkı borçlanmasının gayrisafi yurtiçi hasılaya (GDP) oranının diğer ülkelere göre düşük olmasına bakılır.


Bu grupların neden finansmana erişmesi gereksin? Çünkü finansal kaynaklarla (borçlanarak) içinde bulundukları düşük gelir grubundan çıkabilirler, gelişebilir, işlerini geliştirebiliriler. Finansal sistemden daha çok pay alırlar.


Peki bu erişime engel olan nedir?

  1. Grupların kendisi- kişisel finansını iyi yönetememek ve finansal sistemin vaatlerinin bilincinde olmamak, kredi kullanmaktan korkmak vs (çünkü bu grupların aynı zamanda daha az eğitimli olduğu varsayılır)

  2. Kayıt dışı ekonomi (eşten dosttan borç isteme durumu, yastık altı birikimler, altın bilezikler- altın diş, kasada duran paralar)

  3. Finansman kuruluşlarının, bankaların risk iştahı

  4. Finansman kuruluşlarının yokluğu veya altyapının az gelişmişliği (köy ve kasabalarda banka şubesi olmayışı, burada yaşayanlara finansal hizmetin götürülemeyişi)

  5. Kredi geçmişinin olmayışı veya güçlü olmayışı, kefalet veya teminat yokluğu (kimse teminastız kredi vermek istemiyor)

Bu engelleri çözmek için şu öneriler (yatırım ürünleri) çıkıyor

  1. Finansal okuryazarlık

  2. Kırsal kredi

  3. Kobi kredileri

  4. Finansal teknoloji

  5. Garantiler

Şu üçüncü maddeyi açalım mesela. Çünkü etki yatırımı buraya çok odaklanıyor. Kredi latince creditum kelimesinden geliyor. Bu grupların inanılırlık/güvenilirlik inşa edebilecekleri bir kayıtları/geçmişleri/ dijital ayakizleri (yeni tabirlerle) yok. Finansal sistemde içerilmedikleri için genellikle kredi geçmişleri yok ya da notları düşük (bakınız Kredi Kayıt Bürosu). Bankalar kredi kullandıracakları zaman tanıdıkları müşteriye kullandırmak isterler. Bu tanışıklık nereden gelebilir? Bir şirket için finansal performanstan gelir. Kobi çiftçi gibi gruplar için kredi geçmişinden gelir. İşte bankalar kredi geçmişi (genellikle) olmayan bu grupların geri ödememe riskini daha yüksek görür. Bu yüzden kredi vermez.


Her ülkede mikrofinanstan ne anladığımız değişebilir. Klişe anlamda mikrofinans (aslında tefecilik) kredi geçmişi olmayan bu gruplara (genellikle market ortalamasından daha yüksek faizle) kredi sağlayan (çünkü yüksek risk yüksek getiri) kuruluşlar ve Endonezya Hindistan Vietnam'da bolca bulunuyor. Konsept olarak Hindistan'dan geliyor ve özellikle bankacılığın az eriştiği kırsal alanlarda yayılmış bu kuruluşlar.


Peki mikrofinans nasıl çalışıyor kredi geçmişi yoksa bu grupların? Nasıl riski belirliyor? Bunun birkaç yolu var ve mikrofinans kuruluşunun ne kadar gelişmiş olduğuna göre değişir. İlişkiler üzerinden tanışıklık/referans (bu kişiyi tanıyorum borcunu hep öder!), evindeki televizyondan buzdolabına kadar bakıp aylık gelirini hesaplayabilme (ya da haciz durumunda el koyulabilecek varlıkları değerleme), kefalet (o ödemezse kardeşi öder), finansal teknolojiyle alternatif data analizi.


Bu sonuncusu benim çok hoşuma gidiyor. Hadi ondan bahsedelim. Alibaba'yı hepiniz bilirsiniz. Antpay isimli şirketi bence süper mikrofinans örneği. Kredi geçmişi olmayan gruplara kredi sağlamak için, alternatif data kaynakları kullanarak (internet ve sosyal medyadaki davranışlarını analiz ederek) içsel kredi risk skorlamasını oluşturuyor. Günümüzde buna benzer işler yapılıyor ve bu da mikrofinansa hizmet ediyor. Cep telefonu ve internet kullanımı penetrasyonunun bankacılık sistemi yayılımından yüksek olduğu yerlerde mobil uygulamalar ile kredi kullandırma çözümleri üretilir. Veya şubesi olmayan bankalar telekom şirketiyle anlaşıp ortaklaşa kredi kullandırır. Bu sayede bankalar uygulamar, dijital platformlar veya çevrimdışı servislerde biriken datadan kaynaklı bir geri ödeme geçmişi oluşturabilir (Bakınız veri ambarı, büyük veri analizi vb). Bu da bizi alternatif data analizine getirir. Finansal teknoloji dediğimiz şey geleneksel veri kullanarak risk skorlamasının ötesine geçip internet sayfasını ne kadar hızlı okuduğunuz veya çağrı merkezinde sesinizin titremesi gibi alakasız görünen verileri alıp birleştiriyor, anlamlı (?) veriler ve bir kredi geçmişi oluşturuyor artık. Bu sayede herkes finansmana erişecek mi göreceğiz...


Hadi buradan Türkiye'ye bağlanalım.




Türkiye'de, Hindistan veya Vietnam'dan anladığımız şekilde bir mikrofinans kuruluşu yok. Bir mikrofinans programımız kurulmuş var aslında; Türkiye Grameen Mikrofinans Programı. Kar amacı gütmeyen ve bankacılık lisansı olmayan, benim anladığım bir yardım kuruluşu bu. Neredeyse her ilde bir şubesi var ve 10 bin TL'ye kadar kredi verebiliyor. Hizmetten sadece kadınlar faydalanabiliyor. Ancak sınırlı bir erişimi ve tanınırlığı var. Türkiye'de bankacılık sektörü gelişmiş ve ülkenin her köşesine yayılmış. Nüfusun %93'ü il ve ilçede yaşıyor, kırsaldan bahsedemiyoruz artık. Yine de 3 büyük ilin dışında yaşayanlar, fiziki ya da dijital olarak finansal hizmetlere erişebiliyor diyebiliriz. Peki Türkiye'de hangi alanda erişimde sıkıntı yaşanır? Kayıt dışı ekonomi, kadının genel olarak iş hayatına katılımının sınırlı kalması, bankalarının özellikle özel bankaların kredi portföyünde bu grupların düşük pay sahibi olması ve kriz durumlarında (ki Türkiye'de her sene farklı bir kriz olur) döngüsel ve fırsatçı bakış izleyen bankaların kredi verme iştahının azalması.


Peki son olarak, Türkiye'de mikrofinans var mı?


Ülkemizde bazı bankalar erişimi kısıtlı olan gruplara kredi sağlaması ve küçük kredi kullandırabilme iştah ve kapasitelerinden dolayı mikrofinans yapıyor diyerek adlandırılır.


Bir diğer yandan Kredi Garanti Fonu (KGF) mikrofinansı destekliyor diyebiliriz. KGF yukarıdaki çözüm listemizde yer alan garanti sağlayıcısı, 2015'ten sonraki dönemde özellikle şahlandı ve bankalar aracılığıyla kobilere teminatsız kredi verilebilme imkanını sağladı. Kobilerin sistemden daha çok pay alması için kredi geri ödenmeme durumunda KGF riski üstleniyor ve kobinin borcunu bankaya geri ödüyor. Yani kısmi garanti sağlıyor. Bu sayede küçümsenmeyecek bir kredi büyümesi sağlanmıştır.


Ek olarak, küçük krediler (micro-lending) bazen mikrofinans olarak anlatılıyor. Ancak bunun stratejik veya bir iş modeli uygulanmasından çok başka hedeflerin (örn. daha karlı segment olan küçük kredilerde büyüme) sonucu olduğunu düşünüyorum.


Geçtiğimiz aylarda dijital bankacılık taslağı yayınlandı. Şubesiz ve finansal teknolojiye dayanan bankalar kurulabilecek. Bu sayede mikrofinans sağlanması kolaylaşabilir. İlerleyen günlerde bu alandaki gelişmeleri yakından izliyor olacağız.