top of page

PCAF nedir?

Partnership for Carbon Accounting Financials (PCAF) karbon ölçümleme ve raporlama standartları arasında en yaygın olanı. Bu standardın bir özelliği, finansal sektörde kullanılmak üzere geliştirilmiş olması. Dolayısıyla, finansal sektöre bir transparanlık egzersizi olmasının yanı sıra iklim dönüşümü stratejisinin de önemli bir parçası.


Hatırlayacak olursak, bu stratejinin diğer parçaları neler olabilir?


- PCAF, TCFD gibi girişimlere imzacı olmak, ve bu kapsamda ölçümleme, raporlama yapmak

- Glasgow Net Zero birliğinin üyesi olmak

- Bilime dayalı net sıfır karbon emisyonu hedefi koymak



Kaynak: MSCI


PCAF global bir ortak girişim sonucu 2015 yılında ortaya çıktı. Temelinde Hollandalı finansal kuruluşlar vardı, ASN Bank, ABN Amro ve Triodos Bank gibi bu işlerin öncüsü olan kuruluşlar gibi. 2019 yılında Kuzey Amerika'ya yayılmasıyla global bir girişime dönüştü ve zamanla endüstri standardı haline geldi. Bugün 340 civarı finansal kuruluş PCAF'la uyumlu şekilde raporlama yapıyor. Yakında gold standard, yani bir zorunluluk haline gelmesini de bekleyebiliriz.


Bunun da arkasında yatan, ve girişimin büyümesini destekleyen EDFI (European Development Finance Institutions), Avrupalı kalkınma finansmanı kuruluşları. Çünkü PCAF sayesinde kendi yatırım yaptıkları kuruluşların emisyonlarına dair veri toplayabilir hale gelmeyi hedefliyorlar.


PCAF'ın hedefi, finansal kuruluşların karbon emisyonlarını ölçebilmesi için ortak bir metodoloji geliştirmek. En kritik özelliği fonlanan emisyonları (financed emissions) ortaya çıkarması. Yani bir bankanın kendi emisyonlarından çok, kredi kullandırdığı şirketlerin emisyonları, indirekt olarak bankanın etkinleştirdiği (enabling) emisyonları hesaba katması.


Temel prensipleri

- ''Follow the money'' veya parayı takip et

- Attribution veya atfetme


Bu prensipler sonucunda, artık fon şirketleri veya bankalar, emisyonlar bana değil borçlanan şirkete ait diyemiyor ve Scope 3 emisyonlarında yatırımlarından gelen emisyonları ölçmek durumunda kalıyor.


Hemen Scope 1-2-3- hatırlatması yapacak olursak:

- Scope 1: şirketin kendi operasyonlarından, sahip olduğu varklıklardan, örneğin şirket araçları, doğan direkt emisyonları

- Scope 2: elektrik satın alımı yoluyla doğan emisyonlar

- Scope 3: satın alınan ürünler, iş seyahatleri, taşeronlar, atıklar, çalışanların ulaşım yoluyla doğan emisyonlar VE yatırımlar, finansman dolayısıyla doğan indirekt emisyonlar




Burada görebileceğiniz üzere, en tartışmaya ve yoruma açık olan ve verinin en kısıtlı olduğu kategori Scope 3. İşte PCAF'in güzelliği burada ortaya çıkıyor çünkü verinin olmadığı yerlerde belli modellemeler için tavsiyeler sağlıyor.


Metodolojiye bakarsak bunun nasıl olduğunu anlayacağız. Karbon muhasebesinin detaylarına girmeyeceğim, zaten uzmanlık alanım da değil. Verinin mevcut olduğu bir durumda bir fon şirketinin kabaca yaptığı hesabı şöyle özetleyebiliriz.


Finanse edilen emisyon = borç verilen/ yatırım yapılan şirketin emisyonları X attribution factor (atfedilen katsayı, yani finansmanın şirketin toplam varlıklarına oranı)


Portföy emisyonları = portföydeki tüm finanse edilen emisyonların toplamı


Scope 3 investments veya financed emissions olarak da geçen bu değere işte böyle varıyoruz.


Bu veriye sahip olabilmek için bankaların da kendi müşterilerinden karbon verisi alabildiğini varsayıyoruz. Bu yoksa, enerji tüketimi, üretim miktarı veya toplam hasılat gibi farklı değerler üzerinden belli tahminler de yapılabiliyor.


Çok kompleks bir hesaplamayı basitmişçesine anlattım. Siz bana bakmayın, bir bilene de sorun. Ama artık PCAF harflerini bir arada görürseniz ne olduğunu biliyorsunuz.


Ölçmediğin şeyi yönetemezsin diye burada toparlayayım. Karbon verisinin neden böylesine önemli olduğuna dair birşey yazmak istedim. Bu alandaki birçok farklı kısaltma, isim, girişim, standart acaip kafa karıştırıcı olabiliyor. Umarım bu özetin, okuyanlara bir faydası olur.

Anchor 1
bottom of page