Nükleer enerji yeşil mi?


Cevap kimin (ya da hangi ülkenin) söylediğine göre değişir.


Kaynak: CharityStars


Geçtiğimiz aylarda nükleer enerji yeşil midir sorusu haberlerde karşımıza çıkmaya ve sıkça tartışılmaya başladı. Ben de merakımızı gidermek için yeni yazımda bu konuyu araştırdım.


İlk olarak şu konuyu netleştirelim. Nükleer enerji yenilenebilir & sürdürülebilir bir enerji değil. Çünkü uranyuma ihtiyaç duyar ve uranyum kaynağı da limitli.


Yeşil mi değil mi konusu epey politik bir tartışma. Nükleer enerji tesisleri ve yatırım projeleri olan ülkeler, nükleerin yeşil olduğunu savunuyor. Şimdilik iyi gözüken örnekleri var, çok kötü örnekleri de var.


Bu konuyu araştırırken nükleer enerjiyi destekleyen ve eleştiren birçok farklı yorum okudum. Şöyle bir sonuca vardım. Objektif ve sadece bilimsel bir sonuca varmak çok zor.


Yeşil mi değil mi sorusu neden önemli?


Geçtiğimiz günlerde AB Taksonomi oluşturulması sürecinde doğalgaz ve nükleer enerjinin de yeşil olarak değerlendirilmesini önerdi. Yani kimler önerdi diye bakacak olursak: Doğalgazı özellikle Almanya savunuyor. Nükleeri de Fransa (elektrik üretiminin %70'ini nükleer enerjiden sağlıyor). Doğalgaz konusuna şimdi girmeyeceğim. Nükleer enerjide yaklaşım şu: nükleer projeler, 2050'ye kadar nükleer atık için depolama planı sunuyorsa yeşil sayılabilir. AB Komisyonunun bu konuda karara varma sürecinde destek aldığı teknik uzman grubu ise nükleer enerjinin yeşil sayılamayacağını söylüyor. Önümüzdeki aylarda bu konuda bir karar alınmasını bekliyoruz. Takipteyiz. (detaylar için şu videoya bakabilirsiniz)





Peki nükleer olayları nasıl gelişti?


Nükleer hayatımıza Amerika'nın Hiroshima ve Nagasaki'ye 1945'te atom bombası bırakmasıyla giriyor. 1956'ta ilk nükleer enerji tesisi açılıyor. 1960'larda nükleer balon başlıyor. Bazı çevreciler bile hidro enerjiye göre daha iyi bir alternatif olduğunu savunuyor. Ama bu görüş zamanla değişiyor, barış isteyen nükleer karşıtı hareketler hızlanıyor ve 1970'lerde genel bir radyasyon paranoyası başlıyor. Kurgusal bir nükleer erimenin hikayesini anlatan China Syndrome filmi çıkıyor ve Three Mile Island'daki nükleer tesiste bir kaza gerçekleşiyor. 1986'ta Chernobyl faciası yaşanıyor. Ve sonrasında nükleere karşı acaip bir tepki oluşuyor (detaylar için şu videoya bakabilirsiniz)


1990'larda çıkan Simpsons dizisi de hem korkanlarla hem nükleer tesislerle alay ediyor. Homer Simpson Springfield Nükleer Tesisi'nde çalışıyor. Ve resmen bir nükleer tesiste nelerin yanlış gidebileceğini tiye alıyor.





Öyleyse bir karşılaştırma yapalım. İyiler kötüler sırayla dizilsin. Okuyanlar tarafını seçsin.


İyi özellikler:

  1. Doğal gaz, ve fosil gibi enerji kaynaklarına benzer şekilde sürekli ve stabili enerji kaynağı sağlayabilir. Oysa ki rüzgar ve güneş enerji sistemlerinde kayıplar meydana gelebilir.

  2. Enerji üretim kapasitesi: uranyum diğer doğal kaynaklara göre çok daha güçlü.

  3. Fosil yakıtlara göre daha düşük emisyon (lütfen dikkat- sıfır enerji diye bahseden görüşler var- ancak hiçbir enerji kaynağı sıfır emisyon değil!)

  4. Göreceli daha az yer kaplıyor. Bu belgesele göre 1,000 mw kapasiteli tesis için 2.6km kare gerekiyor yani 360x rüzgar türbininin kapladığı saha yani 3 milyon solar pv için gereken alanla aynı.

  5. Nükleer enerji çok katı regülasyonlar ve kurallara tabii bir alan. Kaza riski çok düşük. 33 ülkede yıllardır işler durumda olan reaktörlerden sadece 3 tanesine büyük kaza meydana gelmiş.


Kötü özellikler:

  1. Radyoaktif atık problemi: nükleer atıklar binlerce sene radyoaktif olmaya devam ediyor. Eğer doğaya ve içme suyuna karışırsa çok ciddi sağlık problemleri yaratıyor. İnsanlardan ve doğal yaşam alanından uzaklaştırmak çok zor. Şimdiye kadar atık sorununa çözüm bulabilmiş bir ülke yok. Ancak çalışanlar var. Örneğin Finlandiya yer altına, bir daha açılmamak üzere, sonsuza kadar kapalı kalacak atık tesisleri kuruyor.

  2. Uranyum madenciliği: uranyum madeni ciddi çevresel sorunlar taşıyor. Hem radyoaktif hem de toksik olan bir metal uranyum. Madenciliğinin yapıldığı bölgede hem maden işçileri hem de orada yaşayanlar için ciddi sağlık riskleri taşıyor.

  3. Nükleer enerji tesislerini inşa etmek çok uzun sürüyor ve çok pahalı. Bir nükleer tesis 8-10 yılda tamamlanıyor. Ve milyarlarca dolara ihtiyaç var. Ama bu noktada diğer enerji kaynaklarıyla karşılaştırma yapmadan kesin bir tez sunamayız.

  4. Nükleer erime riski: Nükleer reaktörün soğutma sistemlerinin çalışmaması durumunda nükleer yakıt çok yoğun ve akışkan bir hale geliyor. Fukushima, Three Mile Island ve Chernobyl'de nükleer erime yaşandı.

  5. Stranded asset: nükleer tesislerin ömrü yaklaşık 50 yıl. Sonrasında çöp. Stranded assets kavramı türkçeye terkedilen varlıklar diye çevrilmiş. Ama bence doğru değil. Terkedemediğiniz ve ne yapacağınızı bilemediğiniz ayak bağı olan varlıklar aslında.

  6. Nükleer reaktörlerin ısınmasını engellemek için çok fazla su gerekiyor. Bunun için deniz kenarı bölgelerine yapılıyor. Bu da nükleer enerji tesisini deprem ve yükselen su risklerine maruz bırakıyor. (New York'tan geçen Hudson River'ın kuzeyine bir nükleer santral kurulmuştu eskiden- sonra kapatıldı!!)

  7. Tam kapasiteye ulaşması yıllar alıyor. Enerji yoğun bir üretim tesisi olduğu için ürettiğinden daha fazla enerji tüketiyor.

  8. Sürdürülebilir ve yenilenebilir bir enerji olmaması: malum uranyum kaynakları sınırlı.



 

Bir yazının daha sonuna yaklaştık.


Türkiye'nin nükleer enerjiyle arası nasıl?


Bildiğiniz üzere Mersin Akkuyu'da bir nükleer santral projemiz var. Birini bitirmeden Sinop'ta ikincisini kurmak için heveslenmeye başlayanlar bile var!


Mersin Akkuyu için aldığım notlar şöyle.

  • 2010'da Rusya'yla işbirliği anlaşması imzalandı. Rosatom şirketine iş verildi. 20 yıl boyunca işletme hakkına sahip. Bu süreden sonra tesisin %51 sahipiği Rosatom'da kalacak ama kontrol Türkiye'ye geçecek.

  • Toplam proje bütçesi $20 milyar.

  • 2018'de ancak inşaat başladı. 2023 hedefleri arasındaydı. Ancak 2026'da tamamlanması bekleniyor.

  • 4800 MW kapasitesine ulaşacak. Tam kapasitede Türkiye'nin enerji ihtiyacını %8-%10 arasında karşılayacağı söyleniyor (herkes farklı birşey söylüyor bu noktada). Belli bir süre sonra enerji üretimi azalacak ve 2040'ta %3.9'u karşılar duruma inecek.

  • Tetas elektriğin %70'ini alma garantisi vermiş Rosatom'a. 15 yıl boyunca 12,35 dolar/cent ödenecek. Bu rakam değiştirilemiyor. İyi bir pazarlık mı olmuş dersiniz?

  • Neden Mersin? Deprem riski az olduğu söylendiği (herkes aynı düşünmüyor) ve su kaynaklarına- denize yakın olduğu için burası seçilmiş.

  • Mersin'de yetişen tarım ürünlerine radyoaktif atık içerir etiketi eklenecek.

  • Tamamlandığında tesis iki futbol sahası büyüklüğünde bir alan kaplayacak.

  • 20 yıllık işletme süresinden sonra proje şirketi karının %15'ini Hazine'ye devredecek.

  • Nükleer enerji hammaddeleri uranyum ve toryum yatakları Türkiye'de bulunuyor. Uranyum kaynakları hesaplara göre yeterli gözüküyor. Ancak kaynakların Rusya'dan alınacağını söyleyenler var.

  • Proje yapım aşamasında inşaatın temellerinde çatlak oluştu, yangın çıktı (planlıymış!) ve işçi ölümlerine dair haberler çıktı. Hakkımızda hayırlısı...

  • Geçtiğimiz günlerde Nükleer Düzenleme Kanunu kabul edildi. Nükleer Düzenleme Kurumu'nun yetkileri ve sorumlulukları belirlendi. Burada bir hareketlenme bekliyoruz.