Kalkınma finansmanı & etki yatırımı nasıl buluştu

Kalkınma bankaları etki yatırımının önemli oyuncularından. Peki altyapı finansmanı, kamu fonlaması ve halka açık şirketlere verilen milyonlarca dolarlık kredilerden etki yatırımı olur mu?



Olabilir. Olmayabilir.


Cevabı baştan vereyim mi? Etki yatırımcıları geniş ve çeşitli bir grup. Kimisinin işi yüzde 100 etki üzerine, kimisininse sadece bir kısmı. Kalkınmacıların yaptıkları bazı işler etki yatırımı, bazıları değil. Ya da etkiden ne kastettiğinize göre değişir.


Nasıl oluyormuş bu iş diyorsan, hadi gel bakalım.


Önce sorular.


Ülkemizden örnek verecek olursak, 2021'de Arçelik EBRD'den 150 milyon EURO kredi aldı. Arçelik'in finansmana erişimde herhangi bir sıkıntısı yok (Türkiye Cumhuriyeti'nden daha iyi faizle kredi bulabiliyor). Halka açık bir şirket. Kalkınma veya etki fonlarının bu şirkete gitmesine gerek var mı? Bu yatırım etki yatırımı mıydı? Türkiye gibi döviz fakiri bir ülkede yabancı kuruluşların yaptığı yatırım da bir etki yatırımı olarak görülebilir mi? İki hafta sonra ne olacağının öngörülemediği bir ülkede 7-10 yıllık krediler bir destek midir yoksa arbitraj fırsatı mı?


Öncelikle evet, etki yatırımı diyebiliriz. Çünkü yatırım somut bir çevresel pozitif katkı/dönüşüm sağlamayı amaçlıyor (üretim tesislerinin yeşillenmesi ve iklim dönüşümüyle uyumlu hale gelmesi). Şirketin büyüklüğü etkisini azaltmıyor, hatta artırıyor bile diyebiliriz.


İlerlemeden önce, etki yatırımından neyi kastettiğimizi hatırlayalım. Etki yatırımı pozitif bir etki yaratma niyetiyle yapılan yatırımlar. Etki yatırımı her yerde yapılabilir. Almanya'da enerji verimli binaların yapılması bir etki yatırımı konusu sayılabilir.


Buradan kalkınma yatırımına bir giriş yapalım.


Kalkınma finansmanının ise etki yatırımından daha geniş bir alanı var. Birçok açıdan kalkınmacı projeler etki yaratan işler. Temel hizmet ve altyapıya erişimin sağlanması açısından kalkınmacılar çok etki yaratır. Ancak kesişmeyen yanları da var. Birazdan geleceğim. Bu yüzden kalkınma bankaları portföylerinin bir kısmını etki yatırımı olarak adlandırır.


Tarihsel gelişmelere bakacak olursak...


Kalkınmacılar çoğunlukla 1950'lerde Bretton Woods sistemiyle doğdu (IFC EIB, daha bölgesel olarak Asian Development Bank (ADB) ve African Development Bank (AfDB). Uluslararası ekonomilerin inşası (ya da New Financial Order) için kullanılan neoliberal aygıtlar haline geldiler. Market liberalleşmesi finansallaşma gibi politikalar önerdiler. 90'larda EBRD ortaya çıktı, Sovyet sonrası ülkelerde market ekonomisine geçişi desteklemek hedefiyle kurulmuştu. Geçtiğimiz yıllarda Çin merkezli AIIB kuruldu. (Burada küçük bir not: etki yatırımı da neoliberalizmin kurallarına göre oynuyor, bunu da bir gün ayrıca yazarım)


Kalkınma finansmanı bütün itibar ve şan şöhret ötesinde bir arbitraj fırsatı yabancı yatırımcı açısından. (Genellikle, her zaman değil) düşük faizle kendisini fonlayan bu kalkınmacılar, (çoğunlukla) faizlerin daha yüksek olduğu, veya uzun vadeli finansmanın olmadığı ülkelerde yatırım yapıyor. Bunu sadece ticari kar motivasyonuyla okuyabiliriz. Ek olarak, kalkınmacıların ülkede borç iflası olması gibi bir durumda öncelikli yatırımcı olması gibi bir çerçeve var (preferred creditor status). Bu sayede yüksek riskli ülkelerde bu kuruluşların yatırım yapabilmesi ticari bir yatırımcıya göre daha elverişli. Kriz zamanlarında da yatırım yapmaya devam ettik diye savunur bu kalkınmacılar. Bu bağlamda etki yatırımı yaptıkları söylenebilir.


Kalkınmacılar etki yatırım ilkelerinin gelişmesine de öncülük etti. Impact Principles diye geçen yazımda bahsettiğim çerçeve IFC desteğiyle gelişti. Kendileri etki yatırımlarında bir pazar yapıcı ve standart oluşturucu yani anlayacağınız.


Kalkınmacıların yatırım yaptıkları ülkeyi, şirketi yatırım yapılabilir hale getirmek gibi bir görevleri de var. Teknik destek dediğimiz şey bu. Çok yardımsever birşey gibi görünse de oyunu yatırımcının kurallarına göre oynamak gerektiğini de söyleyen birşey. AB projelerinden hallice.


Ve bunlar epey politik şeyler. Çünkü kalkınmacıların hissedarları ülke temsilcelerinden oluşuyor ve yönetimde bazı ülkelerin sözünün daha fazla geçmesi gibi durumlardan dolayı eleştiriliyor. AIIB için bu tarz bir eleştiri yapılmıştı; ilk kurulduğunda Batı odaklı kalkınma kuruluşlarına karşı Asya'da (ADB hariç) bir karşı super güç olma stratejisi üstlendiği söylenirdi. AIIB de şimdi bir etki yatırımcısı!


Sonuç olarak kalkınmacıların odaklandıkları projeler altyapı, sağlık eğitim ve finans hizmetlerine erişim, enerji, iklim dönüşümü vb alanlarda olduğu için yüksek etki yaratan işler olabilir. Kimi zaman da ana misyon olan sermaye piyasalarının gelişimini destekleyici


Peki kalkınmacılarla etki yatırımının farklılaştığı noktalar neler? Etki yatırımı illa ki büyüme (growth) pazarlarında yapılacak diye birşey yok. Etki lokal birşey ve her ülkenin kendi dinamiklerine göre farklı bir alanda pozitif sonuç odaklı çalışabilir. Örneğin Amerika'da erişilebilir konut veya sağlık hizmeti için yatırımlar etki alanına girebilir. Veya Japonya'da kırsal kesimleri destekleyen projeler olabilir. Kalkınmacılar ise birilerini kalkındırmak için, veya market asimetrisi olan veya kendilerine ihtiyaç olan coğrafyalarda yatırım yaparlar. Yani Kanada'da yatırım yapan bir kalkınmacı yoktur, ama etki yatırımcısı olabilir.


Toparlayacak olursak, kalkınmacılar etki yatırımcısı mı diye sorduğumuzda, portföyün ne kadarlık kısmı etki yatırımına ayrılıyor ve bu projeler nelerden oluşuyor diye bakmak lazım. Kalkınma bankaları portföylerinin %100'ünü buraya ayırmıyor. Etki yatırımcısı dediğimiz grup çok geniş ve çeşitli. Kimisinin işinin tamamı etki yatırımı, kimisinin bir yan dalı.