Hızlı sipariş şirketlerine dair etki okuması

Bu seferki yazım yatırım alanının biraz daha dışında bir konuda.


Pandemi döneminde Yemeksepeti, Getir gibi teslimat (kuryecilik) girişimleri hızla büyüdü, çılgın yatırımlar aldı. Yurtdışına açıldı. Pandeminin etkisi ve sokağa çıkma yasağı uygulanan günlerde teslimat şirketlerinin çalışmasına izin verilmesiyle hızına hız kattı. Hız, rahatlık ve erişim vaat etti.


Youtube'a her girdiğimizde gördüğümüz Yemeksepeti hamburgerlerinden çok sıkıldık. Ve etrafımız çepeçevre sarılmış Getir reklamlarıyla, gözlerimiz mor görüyor artık.


Peki bu kadar hızla büyüyen şirketler aynı zamanda nasıl etkiler yaratıyor? Kendileri etkilerini ölçüyor mu, sorumluluğunu alıyor mu, etkilerini yönetiyor mu?


Bu şirketler etki yatırımı konusuna girer mi?


Hızlı büyüyen ve büyük operasyonlar yöneten şirketler önemlilik (materiality) ilkesinden dolayı (pozitif ya da negatif) etkilerini her türlü ölçmeli, ve bunları yönetmeli. Bu etkiler hepimizin hayatına dokunduğu (çevre, çalışma koşulları, istihdam) için transparanlıkla herkese açık paylaşılmalı.


İşte bu yüzden bugün bu konuya geldim.


Hızlı teslimat şirketlerinin dağıtım kanalını ve sağladıkları hizmetin önemli bir kısmını motor kuryeler oluşturuyor. Bu operasyonların sessizce (ya da motor gürültüsüyle) yarattığı sosyal ve çevresel sonuçlar var. Sürdürülebilirlik, ESG'den bahsedeceksek alın size ESG yaklaşımının en çok uygulanması gereken şirketler. ESG'nin ana akım haline geldiği iddia ediliyorsa, bunca yatırım alan şirketler için de bazı şeyleri konuşmak gerek.


Öncelikle, bu yazıyla alakalı popüler kuryecilik şirketlerini sıralayalım.


Yemeksepeti, Getir (>7.5 milyar dolar), Banabi (o da yemeksepetinin zaten)


Bu şirketlerin çevresel ve sosyal açıdan yarattıkları etkilere (dışardan) baktığımızda (zira etki raporları yok) hızla aklımıza gelenler:


1. Çevresel konular:

a. Yürüyerek bakkaldan alınabilecek gofretin Getirden istenmesiyle motor kuryenin yarattığı karbon ayakizi (Getir karbon ayakizini belki bir gün açıklar)

b. Her teslimatta harcanan ambalaj, plastik atık

c. Gıda atığı, gereğinden fazla sipariş edilen ve artık olan yemek (Türkiye'de buna dair hiçbir literatür olmaması üzücü, ek bilgi için burası)

d. Gürültü kirliliği


2. Sosyal konular:

a. Çalışma standartları: motor kuryelerin adeta bir ölüm yarışı içinde çalıştırılması, düşük çalışma standartları, çalışma güvenliğinin düşüklüğü, ekipmanın (motorun) eski/bakımsız olmasının hayati sonuçlarının olması

b. Kayıt dışı istihdam

c. Sendikalaşma karşıtlığı

d. Toplumsal huzurun etkilenmesi (hızlı teslimat yapabilmek adına kaldırımda giden kuryeler...)

e. Geleneksel ve motor kuryeyle çalışmayan restoranların/bakkalların giderek yok olması

f. Fast-food tüketiminin ve sağlıksız beslenmenin artması (kimisi sağlıklı beslenme seçeneği var da diyebilir, ancak fiyat farkını hatırlayalım)


Her biri çok önemli olan bu faktörlerden özellikle motor kuryelerin çektiği sıkıntıların popüler gündemde konuşulduğunu görüyoruz. Belki kış günlerinde yağmura lodosa yakalanan kuryelerin fırtınada teslimat yapmak veya para kazanamamak ikileminde olduğu gibi sosyal medya paylaşımlarını da görmüşsünüzdür.


Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) motor kuryelerin çalışma standartlarını gündemine aldı ve bu alanda çalışmaya başladı. Gelişmeleri takip edeceğiz.


Ek olarak, iklim konusu bu kadar gündemdeyken, çevreyi kirleterek hizmet sağlayan, ve bu sayede büyüyen şirketlerin önemli bir sorumluluğu var. Belki karbon ayakizini öğrendikten sonra bazı tüketiciler bu hizmetleri kullanmak istemeyecek.

Peki pozitif birşeylerden de bahsedebilir miyiz? Bu işlerin olumlu katkı sağlayabilmesi düşünülebilir, ancak bu yönde niyetli bir strateji olup olmadığı tartışılır. Genel anlatıda (şirket yöneticilerinin medya açıklamalarında) istihdam ve dijital dönüşüm odaklı mesajlar öne çıkıyor. Mesela:

  1. Hızlı teslimat, hasta ve yaşlılar (ve evden çıkamayanlar) için teslimat yapılması

  2. İki taraflı bir istihdam artışından bahsedilebilir: motor kurye olarak iş bulanlar ve e-platformdan satış yapan şirketlerin büyüyen gelirleriyle yeni işe alım yapması

  3. Küçük işletmelerin ekonomiye katılımı, satışlarını ve bilinirliklerini platform sayesinde büyütmesi

  4. Yine küçük işletmelerin dijital dönüşümü

  5. Toplama (pooling) yapıldığı ölçüde karbon ayakizinin azaltılması


Hızlı tüketim/teslimatçıların etki raporu var mı diye baktığımızda; Getir ve Yemeksepeti halka açık değil ve bu yönde bir transparanlıkları yok. Bu konuda haberleri ve gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.