Etki ölçümü nedir

Etki ve etki ölçümü moda terimler haline geldi. Siz de etki ölçümlemesinin ne olduğunu merak edenlerdenseniz bu yazı tam sizin için.



Etki ölçümü iki alanda karşımıza çıkıyor- birisi etki yatırımlarının sonuçlarının ölçülmesi diğeri de şirketlerin operasyonlarının ve ürünlerinin/servislerinin etkisinin ölçülmesi.


Bu yazımda etki yatırımlarının yönetiminden bahsedeceğim.


Etki ölçümü bir işin karşılaştırma noktasına (baseline) göre yarattığı faydayı anlatır. Yani pozitif sonuçlara odaklanır.


Etki yatırımları nereden yola çıkar > fon toplarken hissedarlarına ölçülebilir ve raporlanabilir bir etki hedefi sunar > yatırım ömrü boyunca bu faydaları raporlayabilmesi ve yönetebilmesi gerekir. Ve bunu sistematik bir şekilde yapmalı. Yani portföy yatırımlarında ve farklı coğrafyalarda ortak etki faktörlerinin kullanması gerek. Nasıl yani?


En genel birkaç başlıkta bakalım (bunlarla sınırlı değil)


Çevresel etkiler: (bu ikisi ex-post ex-ante ölçülür denetlenir)

  1. Yeşil enerji: CO2 salınımının azaltılması, atık geri dönüşümü/azaltımı

  2. Sürdürülebilir tarım/ormancılık: karbon yakalama kullanma ve depolama kapasitesi

  3. Geri dönüşüm

  4. Enerji verimliliği

Sosyal etkiler:

  1. Finansal içerilme (resmi dilde finansal kapsayıcılık kullanılıyor- tercihimin sebebini ayrıca bir yazımda anlatırım): hassas gruplara sağlanan kredi sayısı, mikrokredi sayısı

  2. İstihdam olanakları: yeni iş yaratma katsayısına bağlı yeni işe alım (varsayımı)

  3. Eğitim: faydalanıcı sayısı

  4. Sağlık: faydalanıcı sayısı


Örneklerden bakalım hangi metrikler kullanılıyor.


Triodos etki raporuna göre 2020'deki yatırımlarıyla 18 milyon adet kredi + 267 bin haneye temiz enerji + 16.9 milyon organik öğün + %41 atık azaltımı sağlandı.


Calvert 2020 raporuna göre yatırımlarıyla 415 milyon dolar kredi yaratıldı + 486 bin kişilik istihdam yaratıldı + 31 metric ton CO2 azaltıldı.


Aslında girdiler/çıktıların ölçülmesi çok klasik bir raporlama yaklaşımı. Burada bahsettiğimiz şeyler aslında on yıllardır Ölçme ve Değerlendirme denilen fonksiyonlarla yapılıyor. Neden bir anda buna etki ölçümü deniliyor ve her yerde birisinin etki ölçümü yaptığını anlattığını görüyoruz? Buzzword alert. Bir adım daha derine inelim öyleyse.


Etki yatırımı alanı son birkaç yıldır bu kadar özelleşti ve ana akım olmaya çalışıyor. İlk günlerde Global Impact Investing Network (GIIN) vardı- 2009'da kuruldu. 2015'de Paris Anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri geldi (SDG) ve etki yatırımları zamanla SDG haritalandırması dediğimiz şeyle kendisini anlatır oldu. SDG ölçenler çıktı. Sonrasında bugünkü ismiyle Dünya Bankası'nın Etki İlkeleri (Impact Principles) oluştu 2019'da. (Buraya gelmek 10 yıl sürdü - bu gelişimi de anlatırım bir ara). Etki İlkeleri günümüzde en çok kullanılan yaklaşım ve bir çerçeve. İmzacılarının bu çerçeveye uygun bir şekilde etki yönetimi uygulaması raporlaması gerekiyor. Yani daha fazla standardizasyon denetim vs. Bu ihtiyaca karşılık da bir etki ölçümü retoriği oluşuyor.

Etki İlkeleri'nde 9 adet ilke var. Etkiyi portföy düzeyinde yönetmek- sistematik bir ölçüm yöntemi geliştirmek- sonuçları denetime tabii tutmak- negatif etkileri yönetmek ve ilerlemeyi kaydetmek gibi çok tanıdık program yönetim ilkeleri aslında.




Etki ölçümü hala klasik program ölçme değerlendirme yaklaşımından oluşturuluyor. Değişim Teorisi yeni bir şey değil. En basit anlatımıyla denklem: girdi + çıktı (yatırımın kontrol alanı içinde) + sonuç + etki (yatırımın kontrol alanı dışında) . Bir örnekle açıklayalım.


Girdi: finansal okuryazarlık programı

Aktivite: eğitim

Çıktı: xx kişiye eğitim sağlandı

Sonuç: faydalanıcının finansal okuryazarlığı arttı

Etki: finansal hizmetlere erişimde eşitliğe katkı sağlandı, finansal içerilme desteklendi


Etki dediğimiz şey retorikten öteye geçiyor mu- raporlanan faydalar doğrulanabiliyor mu özellikle sosyal alanda- şüphelerimiz var- sizin de oldu değil mi. Buradan anlayacağınız çevresel etki ölçümü sosyal olanın biraz önüne geçiyor. Sosyal fayda da çoğunlukla sonradan doğrulanmayan varsayımlarla ifade ediliyor. Bir de çifte-sayım (double counting) olayı var. Bu yazıyı çok uzatmamak için onu ayrıca anlatacağım.


Etki dediğimiz şey yerel değil midir? Her yerin özel koşulları ve ihtiyaçları vardır. Etki ne kadar standardize edilebilir? Dünyanın en düşük ücretli tekstil üretiminin gerçekleştiği Bangladesh ile elektriğe erişimin düşük kaldığı Sahra Altı için aynı etki metriklerinden bahsedebilir miyiz? İşte bu yüzden etki fonları yerelleşmeyi derinleşmeyi tercih eder. Yine de indirgemecilik eli mahkum.


Peki ne yapmak gerek? Özgün ve ihtiyaçlara hizmet eden etki yaratmak için?

  • Yerel ölçekte yoğunlaşmak, yerel ağları ve ilişkileri geliştirmek

  • Yatırımları portföy değil proje özelinde değerlendirmek

  • Yerel ihtiyaçlara göre yatırımları yapılandırmak

  • Doğru iş ortağıyla çalışmak (bazen bu tercih bile etkinin kendisi olabilir)

Kısacası yerel perspektif ve esneklik kapasitesi benim gözümde en önemli faktörler. Yatırımlarını bu hassasiyetlerde şekillendirebilen kuruluşlar etki ve faydalarını artırabiliyor (örn Leapfrog, Omidyar). Bunlara bir göz atmanızı tavsiye ederim.